İç Temeller Yerleştirilirken

Aşağa gitmek

İç Temeller Yerleştirilirken

Mesaj  Admin Bir Ptsi Kas. 09, 2009 9:36 am

Yakupkepenek06@hotmail.com
Son haftalarda yabancı basında Türkiye'nin uluslararası sahadaki yerinin değişmekte olup olmadığı yoğun olarak tartışılıyor.
Yerli basın, bunu AKP iktidarına yakınlığına göre yorumluyor. Ancak konunun, önemi ölçüsünde doğru değerlendirildiği söylenemez.
Adına eksen kayması da denilen Türkiye'nin uluslararası yerinin değişimi konusu ele alınırken,önemli bir yöntem yanlışı yapılıyor. AKP, sadece dış politikasının kimi "noktalarına" bakılarak değerlendiriliyor .:
Bu yaklaşım, yanlıştır.
Türkiye'nin uluslararası yeri yalnızca dış ilişkilere bakarak açıklanamaz. Dış politika ile ülke içi devingenlikler iç içedir; bunlar birbirini besler. Bu "politika bütünlüğü" yaklaşımıyla asıl bakılması gereken AKP'nin ülke içi uygulamalarıdır.
Türkiye'nin eksen değiştirme yönündeki "gidişi" Islam dininin siyasetin bir dayanağı olarak kullanılmasıyla başlar. Aslında o gelişmelerin bir devamı olan AKP, Kasım 2002 genel seçimlerinden bu yana, tam yedi yıl, tek başına iktidardadır. '
Uygulamaya bakalım. Ekonomi politikasının ana dayanakları, IMF ve Dünya Bankası önerileri; özelleştirme, devletin ekonomideki yerinin küçültülmesi, sosyal devlet anlayışından daha da uzaklaşma ve piyasaya tam bağlılıktır.
Ancak, ekonomideki gidişin bu genel çizgilerini, özel, "çok özel" bir uygulama tamamlıyor: sermayenin, kamu ihale, mal ve hizmet alımları, krediler, teşvikler ve kimi kez YOlsuzluklar dahil, tüm olanaklar kullanılarak, Islamcı kesime aktarılması. Özellikle medya, bankacılık, enerji ve iletişim kesimleri önde gelmek üzere, sermaye birikiminin Islamcı boyutunun güçlendirilmesi, ekonominin "ana aksı" konumuna getirilmiş bulunuyor.
İç politikada, ikinci çok önemli uygulama alanı "kurumların" yaşadığı ve giderek kalıcılaşan İslamcı kadrolaşmadır. .
AKP, devlette İslamcı bir bürokrasi oluşturuyor, Kadrolaşma, bürokrasinin yalnız "tepe" noktalarında yaşanmıyor; tüm hücreleri sarıyor. Islamcı -kadrolaşmanın iki çok olumsuz sonucu var:

Birincisi, bürokrasi, etkin ve verimli çalışmıyor, hızla nitelik kaybına uğruyor' teknolojik olanakların varlığına karşın "iş üretemiyor".

İkincisi bürokrasi yapısı ve işleyişiyle yalnız "çağdaş yaşamın değerlerinden" değil, "bilimsellikten" hızla uzaklaşıyor.
Bürokrasıdeki bu "kurumsal yıkım fırtınası; sıvil ,asker, yargı, eğitim ayrımı yapmıyor. Özellikle TÜBITAK, YÖK ve pek çoğuyla üniversiteler dahil eğitim ve bilim kurumlarının çok ileri aşamalarına 'taşınmış bulunuyor. Bağımsız kurum ve kurul bırakılmıyor; o kadar ki, iç ve dış sermaye kesimlerinin başarısını alkışladığı TC Merkez Bankası'nın bağımsızlığını, Başbakan, kendi deyimiyle "bir türlü kabul edemiyor. "
Yargı bağımsızlığı konusunda adım atmayan AKP, kurumları ele geçirme girişimlerini, küçüklü-büyüklü tüm alanlarda sergiliyor; sendikalara, derneklere birilkiere de uzanıyor. '

Üçüncü ve uzun dönemli etkileriyle çok daha olumsuz olabilecek süreç, "eğitimin" baştan sona, çok planlı ve programlı bir İslamcı uygulamaya konu olmasıdır. Eğitimin tüm basamaklarında program ve içerik değişimleri buna tanıktır. Son örnekler olarak hukuk fakültelerinde Roma hukuku, AB hukuku, Çevre hukuku gibi temel alanların ana bilim olmaktan çıkarılması; okullarda da, beden eğitimi, resim ve müzik derslerinin "haftada bir saate" indirilmesi
gösterilebilir. .

Bütünüyle eğitim düzeni ve buna bağlı olarak toplumsal yapı, aslında çok yetersiz olan, çocukların ve gençlerın yaratıcı yeteneklerini geliştirebilecekleri "özgürlükçü" ve "bilimsel" ortam ve çağdaş değerlerden, AKP uygulamalarıyla daha da uzaklaştırılmaktadır. Asıl kalıcı ve yıkıcı olabilecek eksen kayması budur. Çünkü günümüzde, "bilimsel ilerleme" ve "teknolojik yenilikler" toplumsal ve ekonomik gelişmeyi belirliyor.

Yıllardır, kamuoyunu oluşturan iç ve dış çevreler, sürekli olarak AKP'nin "önünü" açtı; AKP "rakipsiz" kılındı. Siyasette, "merkez sağ" nedenleri kamuoyuna açıklanmayan oyunlarla yok edildi; şimdi de dirilmemesi için her-yola başvuruluyor. Merkez sol ise esas olarak kendi üst yönetimlerlnin beceriksizliklerinin kurbanı oldu; olmaya da devam ediyor. O kadar ki, "AKP eriyor" denildiğinde bile güçlü bir seçenek oluşamıyor.
ABD ve AB basınında yeni görülmeye başlanan Türkiye'nin dış ilişkilerinde eksen değiştirmesinin "altyapısı" içeride yıllardır oluşturuluyor; dış politikada eksen değişimi doğal bir uzantıdır. Kamuoyu oluşturan çevrelerin görmedikleri ve ısrarla görmek istemedikleri gerçek budur.

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5200
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.turkforumpro.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz