Biraz Utanın Be

Aşağa gitmek

Biraz Utanın Be

Mesaj  Admin Bir Ptsi Ekim 18, 2010 1:52 am


Kimseyi beğenmediniz, sizden başka herkes ya masondu, ya da gizli Yahudi, Ermeni..

Sonunda iktidar oldunuz, sizden başka herkes bereketsizdi ama kendiniz Anadolu’nun bereketli topraklarını kurutmayı başardınız. Et üzerinde oynanan oyunlar neticesinde et ithalatına izin verildi. Şimdi de süt ve krema ithalatına izin verildi, hem de sıfır vergiyle... Buna ancak “yuh” denir!. Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği Başkanı Adnan Yıldız ise, “Süt ithalatının vergisi sıfıra indiriliyor. Bana göre bu kendi ayağına kurşun sıkmaktır” diye konuştu. Kime anlatıyorsunuz ki? Bunlar utanmaz, ne zaman utandılar ki? Borsada da yerli yatırımcıdan vergi alırken yabancıya sıfır vergi getirmediler mi? Sıcak para girişiyle Türkiye’yi soydurmadılar mı? Bizim olmayan borsayı “coşturup” sonra da övünmediler mi?

Üretimi durdurdunuz. Talanın adına özelleştirme dediniz. Bu ülke bir zamanlar kendini besleyen 7 ülkeden biriydi. İtalyan, Yunanlı üreticiler lehine Türk Fındığına sınırlama getirdiniz. Utanmadan pamuk, ayçiçeği, buğday, pirinç ithal ettiniz. Bu güneşin ülkesinden, bu bereketli topraklardan hiç utanmadınız mı? Utanmadınız, çünkü sizin ruhunuz yok!

Türkiye ne satacak? Montaj sanayisi ile mi ülkeyi besleyeceksiniz? Bilimsel buluşlarınız mı var? Hangi arge çalışmalarınız var? Kömürü dışarıdan alıyor, açık kalan kömür ocaklarında madenciyi taşeronların insafına bırakıyorsunuz. Ölümlere “kader” diyerek Allah’ı suçluyorsunuz. “Bor”umuz var, işleyecek teknolojimiz yok. Savunma silahlarımızda bile dışarı bağımlıyız, hem de çıkarlarımızın çatıştığı ülkelere bağımlıyız. Şuradan petrol fışkırdı, buradan doğal gaz bulduk manşetleri, gerisi yok. Dağı-taşı yabancı şirketlere sattınız. HES saçmalıkları ile doğanın canına okurken milletin derelerine bile el koyduruyorsunuz.

Siz kimsiniz? Geldiniz geleli fitne fücür... Bölücüye kedi, bütünleştiriciye aslan… Hizmette adınız yok, yemekte herkesten öndesiniz. Tarlalarımızı kuruttunuz, ambarlarımıza darı ektiniz. Firavuna yakışan adaletinizle mezar kazıcılığına soyundunuz. İftiralarınız intihar ettirdi ama ruhsuz robotlar gibi kılınız kıpırdamadı. Oka-boka ağlayıp, Allah’ın “insan benim sırrım, ben insanın sırrıyım” dediği insanları aileleri ile birlikte CİA hukukuyla mahkum etmekten zerre kadar utanmadınız!. İnsanlarımızı alevi-sünni, 26-35-47 etnik grup gibi etnik bölücülük tohumlarıyla zehirlemeye kalktınız.

Trabzon’da Pontus haritalı tişörtlerle gelenlere ayin izni verilirken Türk bayraklı tişörtler giymiş olan gençler tören alanına yaklaştırılmadı. Tişörtlerdeki haritanın altında Yunanca "Pontus, vatanımız" yazılıydı... Habertürk 16 Ağustos 2010'da aynen şöyle yazdı: "Türk bayrağı desenli 500 adet tişört ele geçirildi”. Bu rezilliklerden utanmıyorsunuz değil mi? Ermenistan’a yalakalık yapmak adına Bursa’da stadyuma Azerbeycan bayrağını sokmamış, daha da rezaleti bayrakları çöpe atmıştınız. Siz utanmazsınız. Tıpkı Çanakkale’de, Anafartalar’da, vatanın her karışında yatan şehitlerimizden utanmadığınız gibi… Namusunu kurtarmak için Van gölüne atlayan, Ahdamar’da tecavüze uğrayan kadınlarımızın hatırasından utanmadığınız gibi…

Hiçbir değere saygınız yok sizin. Ne doğaya, ne tarihe, ne insana… Paradan başka bir değeriniz yok! Özelimize, mahremimize girmekten utanmıyorsunuz. Kapıları dinleyen kovucular gibi telefonlarımızı dinlemekten utanmıyorsunuz!.. Daha namusunuzla şaibesiz gerçekleşen tekbir sınav yapmayı beceremediniz ama istifa edecek kadar onurlu bir bakanınız, bir bürokratınız da olmadı!

Gözümüze baka baka yalan söylüyorsunuz. Dün başka, bugün başka konuşuyorsunuz. Osmanlı yaptı da ne oldu diye cahil cahil laflar ediyorsunuz? Osmanlı yaptı da ne oldu öyle mi? Ne oldu biliyor musunuz? Osmanlı yıkıldı. O kiliselerin nasıl bir fitne yuvası olduğunu, İzmir de Rum papazın “Türk kanı için, bana da bir bardak getirin” dediğini okuyun isterseniz. Hem bilmiyorsunuz, bilmediğinizi de bilmiyorsunuz.

En ufak eleştiriye gelemeyen sizler; konu terör, terörist, kan emiciler, emperyalizmin kiralık katilleri olunca şefkat-hoşgörü abidesi oluyorsunuz. Hatta kan emicileri yıkayıp paklamakta bir sakınca görmüyorsunuz.

Sesinden etkilendiğiniz, gizlice nikah şahitliğini yaptığınız Şivan Perver’in bir şarkısı var. O şarkıyı Rojin’e TRT-6(Şeş)’te, devletin televizyonunda okuttunuz. Şarkının bazı sözlerinin çevirisi:

“Loy loy... Muhammed yoldaş,
Muhammedimin bedeni dağların zirvesindeki simgedir anacığım,
Sevgilimin bedeni dağların zirvesindeki simge.
Hey ateş düşsün bu Romilerin (Türklerin) evine.
Muhammedimin bedenini darbelediler bu vahşiler.
Diyorlar ki, Romi (Türk) askerleri Muhammedimin yolunu kesmiş.
Haber verelim Diyarbakır'a ve Siverek'e,
Muhammedimizin intikamını alsınlar!” (S. Sungur/odatv)

Yani, Mehmetçiğin katlini kutsayan bu şarkıyı Türk Milletine küfür edercesine söylettiniz. Ne şehitlerimizden utandınız, ne “ağlamasın” diye istismar ettiğiniz Türk analarından. PKK leşlerini devlet ambulansıyla taşıtanlar, binlerce PKK yandaşıyla gömdürenler şehit cenazelerine yasak getirmekten de utanmıyordu. Yani her şeyi açık oynadınız aslında. PKK ile mücadele eden kim varsa içeri tıkarak tarafınızı ortaya koymuştunuz da, 8 yıldır “du bakalım ne olacak” diye bekleyen bu milletedir intizarım.

Ne kininiz bitti, ne hırsınız… Ne cebiniz doydu, ne mideniz, ne de uçkurunuz… Kaç bin gencimiz üç dil bilmesine, iki diploma almasına, doktora yapmalarına rağmen sizlerin mahdumlarınızın binde bir başarısını gösteremedi(!).. Yani bini bir Bilal, bini bir Erkan Yıldırım-M. Akif Özak etmedi(!)..

Siz kimsiniz? Siz yıkım ekibi misiniz? Evet, yıkım ekibisiniz! Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı Marmara Üniversitesi’nin yeni eğitim döneminin açılışında öyle bir laf etti ki, akıllara ziyan. “Tarihimizde olduğu gibi Türkiye’de keşke her inanç grubunun ayrı mahkemesi olsa ne iyi olurdu!..” Tam ortaçağ karanlığı zihniyeti… Sahi, ateistleri nasıl yargılamayı düşünürdünüz haşmetmeab? Ulemaya sordunuz mu(!)?. Yoksa onları da yakar mıydınız? Bu mantığa sahip bir insan bu ülkeyi yönetiyor, YAZIK!! Ve bu sözleri bilimin merkezinde ediyor, o öğretim görevlileri de koyun gibi dinliyor. Sınıflarınıza girip öğrencilerinize utanmadan ne anlattınız? Sizler şimdi bilim adamı mısınız? Avrupa ortaçağ karanlığından engizisyonlarda yargılanmayı göze alan bilim adamları sayesinde çıktı. O yüzden onlar bilgi satıyor, sizler hazır bulduğunuz, olmadı kopya çektiğiniz bilgilerle doçent, profesör oluyorsunuz.

Emperyalizm hedef ülkelerde iki önemli dayanak kullanır. Biri din, diğeri etnisite. Arşimet “Bana yeterince uzun bir dayanak bulun, Dünya'yı yerinden oynatayım” demişti. İşte emperyalizmin yeterince uzun iki dayanağı; din ve etnisite. O dayanak şimdi AKP’nin elinde Türk Milletine karşı kullanılıyor.

Hadi bunlar utanmıyor, ya sen Türk Halkı, sen utanmıyor musun? Unutmayın; “Kötüler kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar”.(Tolstoy)

Şantajdan Tehdide-İLERİ Demokrasi(!)..

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Eski Türk Metal Sendikası başkanı Mustafa Özbek tahliyesinin ardından “22 ay savunma yapmadan çıktım, 3 saat önce teröristtim, şimdi ne değişti?” diye açıklama yaptı. Açıklama üzerine Bülent Arınç “kabadayılık yapmasın” dedi. Arkasından da ekledi; “Çünkü öyle kabadayılar vardı. Tahliye edilip çıktığında 1.5 saat kadar televizyon önünde konuşan, sonra tekrar ‘içeri buyurun’ dendiğinde sesi çıkmayanlar var”. Şantaj demokrasisini biliyorduk da, ileri demokrasi dedikleri şeyin TEHDİT DEMOKRASİSİ olduğunu da Arınç sayesinde öğrendik. Bu zatın bir de hukuk diploması var. “O diplomayı bakkaldan mı aldın?” diye sormak lazım.

Böylece Ergenekon davasının amacı da ortaya çıktı. Direnç noktalarını kırarak korkutmak, sindirmek… Yani ülkenin bağışıklık sistemini çökertmek!.. Peki, antikorlara kim saldırır?

Malum Cemaat Ve Tarikat Şeyhlerine;

Referandum öncesinde bazılarınız telefonlara sarılıp bağlılarınıza, “evet verin, bu Müslümanlığın son şansı” diye açıklamalar yaptınız. Hani siz müridinizin bir saç kılından bile haberdardınız? Ne oldu, antenler arıza mı yaptı? Hani müridin tasarrufu elinizdeydi, iflas mı ettiniz? Sizlere de Ebrehe ile Filleri hatırlatalım;

“Ebrehe, Esved b. Maksûd’u, bir müfreze ile Mekke çevresine gönderip orada otlayan develeri ordugâha getirmesini ister. O da kendisine verilen emri yerine getirir. Ordugâha getirilen develer arasında, Hz. Muhammed’in devesi Abdulmuttalib’in zoo deveside vardır. Abdulmuttalib, Kureyş’in reisidir. Ebrehe, Hutâna el-Himyerî’yi, Abdulmuttalibe göndererek onlarla savaşmaya gelmediğini, yalnızca Kâbe’yi yıkmak istediğini, eğer engel olmaya kalkışmazlarsa kendilerine dokunulmayacağını bildirir. Abdulmuttalib ordugâha gelip sadece develerini ister. Onun, Kâbe’nin yıkılmaması için ricada bulunmak yerine yalnız develerini istemesi, Ebrehe’ye garip gelir. Abdulmuttalib, bu durumu garipseyen Ebrehe’ye, “Kendisinin develerin sahibi olduğunu ve Kâbe’yi merak etmediğini; çünkü onu kendi sahibinin (Allah’ın) koruyacağını” söylemekle yetinir. Develerini alıp Mekke’ye dönen Abdulmuttalib, Kâbe’ye gider, beytini koruması için Allah’a dua ettikten sonra, halka şehrin dışına çıkmalarını, dağlara ve vadilere çekilmelerini söyler.

Ertesi gün, Ebrehe ordusuna hücum emri verir. Fakat askerin önünde bulunan fil, Mekke’ye doğru hareket ettirilmek istendiğinde yerinden kımıldatılamaz, askerler de üzerlerine taşlaşmış çamur yağdıran ebâbil kuşları tarafından kurt yemiş yaprağa çevrilirler. Ordusu perişan olan ve plânları boşa çıkan Ebrehe kurtulan askerleriyle birlikte Yemen’e dönmek zorunda kalır. Kısa bir süre sonra o da ölür.”

Ben de sizlere diyorum ki;

Allah dinini korur, koruyacağına sözü var; siz ülkemizi bize geri verin. Yoksa Allah’ın sözüne inanmıyor musunuz(!)?.

Zahide UÇAR, 13 Ekim 2010, İnternetajans
http://www.internetajans.com/default.asp?t=wa&wid=18&aid=3165

Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 5195
Kayıt tarihi : 27/01/08

Kullanıcı profilini gör http://zeka.turkforumpro.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz